Zakir Kaya Kitaplarının 2.Baskısı çıktı iletişim kurmak için tıklayınız.

KHA

Zakir KAYA ::Yangınlar , sebepleri, çözüm önerileri, deniz suyu ile müdahalenin zararları



        Ülkemizde orman yangınları çoğunlukla Ege ve Akdeniz Bölgelerinde çıkmakta. Bu nedenle de kamuoyu tarafından ‘yangınlar neden hep deniz manzaralı yerlerde çıkıyor?’ sorusu yöneltilerek yanan orman alanlarının yerleşim alanı ya da otel yapımı için yakıldığı ima edilmektedir. 

Ege ve Akdeniz bölgelerimiz de orman yangınlarının daha fazla olmasının temel nedeni iklim. Çünkü bu bölgelerimizde ilkokuldan itibaren öğrendiğimiz ‘yazları kurak ve sıcak’ bir Akdeniz iklimi hâkimdir. Bu aylarca yağışın olmadığı, sıcaklıkların çoğunlukla 30 °C’nin üzerinde olduğu hatta 40 °C’ye ulaştığı, ek olarak bağıl nemin düştüğü bir iklimdir.

Binlerce yıldır hakim olan bu iklime uyum sağlamış maki ve kızılçam ormanları da Ege ve Akdeniz Bölgelerinde geniş alanlar kaplamaktadır. Meşe ormanları ise sanıldığının aksine bu bölgelerde çok yaygın değildir ve Çanakkale ve Balıkesir’in tepelik alanlarında, Çeşme Yarımadasında ve İç Ege’de biraz daha fazla yaygındır. Kızılçam ve makiliklerin içerdikleri reçine ve çeşitli uçucu yağlar, söz konusu bitki örtülerini yangına karşı son derece hassas hale getirmektedir. Mart ayından itibaren orman yangını riski ortaya çıkmaya başlar ama Temmuz ve Ağustos ayları orman yangınları için riskin en fazla olduğu aylardır. Bu aylarda ormandaki en ufak kıvılcım çok büyük yangınlara dönüşebilmektedir. Bu kıvılcım bazen yıldırım, rüzgârla dalların birbirine sürtmesi gibi doğal nedenlerle çıkarken bazen hatta çoğunlukla insanların etkisiyle çıkabilmektedir.”

İnsanlar kasıtlı ya da ihmal / kaza gibi nedenlerle yangınlara yol açabilmektedir. Kasıtlı yangınlar yerleşim yeri ya da tarla açmak,  gibi nedenlerle çıkarılmaktadır. Uzun süreli yangın istatistiklerine göre tüm yangınların yüzde 10’u kasıtlı nedenlerle çıkarılmaktadır. İhmal ve kaza sonucu çıkan orman yangınlarının en büyük nedenleri ise anız ya da bahçe artıklarını yakma ile ormanda mangal yakma sonucunda ateşin kontrol edilemeyip ormana sıçraması ile çıkmaktadır. Yine araçlardan atılan söndürülmemiş izmaritler, egzozdan çıkan bir kıvılcım, ya da ormana bırakılan bir şişe de yangına neden olabilmektedir. Tatil yörelerinde atılan havai fişeklerin ve dilek fenerlerinin de yangınlara yol açtığı kayıtlara geçmiştir.

Son zamanlarda insanların Ege ve Akdeniz Bölgelerindeki tatil beldelerinde ormanla içi içe yaşamaya yönelmeleri ile bahçe ve tarlaların da orman içinde yoğun olması, riski arttırmaktadır. Çünkü orman ve insan etkileşimi arttıkça yangınlar daha fazla çıkmaktadır. Yine ormanlarda elektrik nakil hattı, baz istasyonu, maden, çöplük gibi ormancılık dışı faaliyetlerin de yangınlara neden olduğu kayıtlara geçmiştir. Örneğin bu yıl çıkan yangınlardan Burgazada yangını mangal, Dalaman ve Marmara Adası yangını bahçe atıklarının yakılması, Datça yangını ise baz istasyonundan çıkmıştır. Milas ve Eskişehir’de ise kopan elektrik nakil hattı tellerinin yangın çıkarttığı açıklandı. Nedeni belli olan ihmal ve kaza sonucu çıkan yangınların oranı yüzde 50 kadar. Orman yangınlarının yüzde 30’nun nedeni ise bilinmemekte. Bu oran oldukça yüksek gibi görünse de bu durum dağlık alanlardaki ormanların kentlerde olduğu gibi kameralarla izlenememesinden kaynaklanmakta. buradan tavsiyem bu yangınları sebepleri arasında sayılan dile getirilen toplumsal tehlikelere yol açacak ön  yargılardan arınmanız, düşmanlık öretecek hareketlerden kaçınmanızdır zira bu yangınlardan daha kötü sonuçlar a kapı açmamanızdır .bazı fikirler ve araştırmaların sonuçlarını sizlere aşağıda paylaşıyorum umarım faydalı olur


Ormanların içine belirli mesafelere çelik su boruları döşense, yangın anında bir merkezden gerekli vanalar açılarak yangın içerden söndürülse olmaz mı? deniz kenarında olan yerlerde su denizden pompalanabilir. orman yangınlarının maliyeti göz önüne alındığında bu boruların maliyeti çok önemsiz olacaktır. 

O boru döşemeden çok; orman yangın yol ve şeritlerini biz tamamlasak , Orman yangınlarının yol açtığı tahribatı minimuma indirmemize yarayacaktır. Ülkemizde biz Hala bu yol ve şeritleri tam açamamışken boru sistemi tamami ile hayaldir.demeyi bırakmalıyız.

Ormanların kapladıkları alan göz önüne alındığında ve de yangının ormanın neresinde çıkacağı belli olmadığını hesaba kattığımızda bütün ormanlara döşenmesi gerekecek yani çok maliyetli bir sistem olacaktır.

Bu sistemin maliyeti ne olursa olsun ormanlar yandığında yanan hayvanları ve kaybettiklerimizden daha maliyetli olacağını sanmıyorum.

Tuzlu su yani deniz suyunun orman yangınlarında kullanılması doğru mu?

Helikopterlerle ya da uçaklarla dökülen suyun tatlı su olması istenir, bu yüzden yakınlarda nehir, göl, çay varsa buralardan su alınır. Çünkü tuzlu su ormanlık alana döküldüğünde toprağı verimsizleştiriyor, zararlıdır ormanın yenilenmesini engelliyor. Ama tabii tatlı su kaynağı yoksa mecburen denizden alınıyor.

Discovery Channel'da izlediğim bir belgeselde yangın söndürmek için geliştirilen bir araç gösterilmişti. Dozer gibi bir arabaya upuzun bir kol monte edilmiş (metrelerce uzunlukta ve alevlere dayanıklı malzeme kullanılmış). Bu kolun ucunda büyük bir pervane var, yere paralel çalışıyor. İnsanların giremeyeceği bir yer olursa ya da aracın yaklaşamayacağı, bu kol alevlerin üstüne uzatılıyor ve pervane çalıştırılıyor. Pervane çok hızlı dönerek alevlerin üstündeki oksijeni dağıtıyor ve bu bölgeyi havasız hale getiriyor. Oksijen bulamayan alevler de hemen sönüyor. Teknik bilgim çok eksiktir tabii ama genel olarak böyleydi bu araç.

Bahsettiğimiz sistem maalesef ki ülkemizde şuan için uygulanamaz.22,7 milyon hektar orman arazisini bi düşünürseniz neden olamayacağını gözünüzde canlandırabilirsiniz. fakat bir yerden başlamak zaruridir



En kötü örneğini size kısaca anlatiyim. Balıkesir Dursunbeyde Ormanlarda Uygulama yapma şansı yakaladım. Bilindiği üzrede Türkiye'de meydana gelen en büyük yangınlar sıralamasında Dursunbey Yangını büyüklük açısından 1. veya 2. idi. Orada bile yangın yol ve şeritlerinin tamamlanmadığı hatta açılan yol ve şeritlerin çok kötü durumda olduklarını gördüm. .1 musibet 1000 nasihatten iyidir derler ama musibet bile pek işe yaramamış.

Diğer uygulanabilir bi yöntemde meşçerelerin yollara yakın yerlerinde yangına dayanıklı türler ile desteklenmesidir.  Bu sayede yangını yavaşlatıcı rol oynayacağından ormancılarımıza yangın esnasında bol bol zaman kazandıracak , yangının kısa sürede söndürülmesine yarayacaktır.

Yangınla Mücadele İçin YOL ÇOK. Ama uygulama

Orman içlerine ve kritik bölgelere yeterli miktarda yangın yolu ve havuzlar yapıldığı sürece, ayrıca yeter sayıda tam donanımlı (gece görüşü dahil) yangın uçak ve helikopter filosu yeterince  oluşturulursa yangında ağaç kaybımız minimuma inecektir .
Yani sonuç olarak, şimdiye kadar tüm dünyanın uygulamış olduğu sistem en akılcı sistem gibi geliyor bana da.

peki şöyle bişey yapılsa nasıl olur?  her on hektarda bir 20 veya 50 metrelik bir alandaki ağaçlar kesilerek güvenlik koridoru oluşturulsa hem orman yangının diğer bölgelere sıçramasının önüne geçilir, hem buralara yol yapılmış olur, hem de ihtiyaç duyulan kereste ve odun ihtiyacı çok çok fazlasıyla karşılanmış olur. ilk bakışta katliam gibi görünse de bir seferde en aşağı 30 40 hektarlık alan yandığı göz önüne alınırsa bu fikir düşünülemez mi? Yoksa orman yangınından daha mı fazla zarar verir acaba???


Eleştiri tabii ki olacaktır. Önemli olan bu eleştirilerin doğru yerlere ulaşması ve bunların dikkate alınması.



Fikirler ortaya atarak tabii ki daha iyiye ulaşacağız ama hiçbirimizin aklına gelmeyen bir şey daha var. Dikkat ettiniz mi hiç büyük yangınların olduğu günkü hava hallerine. Tamamına yakınında sıcaklık yüksek, nem çok düşük ve hava rüzgarlıdır. Yangınların büyümesinin en önemli nedeni bunlardır.

sıcaklığın 30 derecenin üstüne çıktığı ve neminde %30un altına düştüğü durumlarda orman şefliğine faksla bilgi verilir. ama buradaki orman arazisiyle istasyon arasındaki mesafe oldukça uzun. yani oranın değerlerini karşılıyor mu ?. var olup olmadığını bilmiyorum ama orman alanlarının içinde uygun noktalarda sıcaklık nem ve rüzgar ölçen otomatik istasyonlar olsa bu bilgiler otomatik olarak gerekli her yerden izlenebilir gerekli tedbirler daha rahat alınabilir diye düşünüyorum.

Genellikle Orman Yangın riskinin yüksek olduğu yerlerde, yangın gözetleme kuleleri var.
Bu Kulelerdeki görevli günde yanlış hatırlamıyorsam merkeze 5 kez anlık hava durumunu rapor ediyor. Raporlama Telsiz Aracılığı ile Sıcaklık, Rüzgar yönü Ve hızı, Havadaki Nem olarak yapılıyor.


Her ülke yeni taktik ve teknikler denemektedir. Ancak ülkemizde yangın işi ile çağın gerektirdiği ölçüde uğraşacak kurum bulunmamaktadır. Uzaydan gazeteyi okuyabilecek hassaslıkta ve ısı sensörlü aletler ile erken yangın uyarı merkezleri kurulabilecek iken, biz daha fazlasını, orman yangınlarını önlemek için kullanacağız mantığı ile Geçici orman işçilerine veriyoruz.



Dünyada İran'dan sonra, ormanlarını en hızlı kaybeden ikinci ülke olduğumuz halde, Yıllardır bu yöntemin işe yaramadığını hala anlayamamış olan bir yönetim ile karşı karşıyayız.

Ormanlarını çoğaltabilen ülkelerin kullandığı yöntem, çıkan yangına müdahale etmek değil, çıkacak olası yangını önleyebilmektir. Bunun için de çağa uygun yöneticiler lazımdır.

Akıllı insanlar problemi de teşhis eder, çözümü de bulur.

Acaba bu köhnemiş politikalar yüzünden, bu sene ne kadar ormanımızı kaybedeceğiz?

Orman yangınlarıyla mücadele teknikleri, bilim ve teknolojiye bağlı olarak hızlı bir şekilde gelişmektedir. Uzun yıllar boyunca orman yangınlarının söndürülmesinde su, yangın söndürme ana materyali olarak kullanılmış ve halen günümüzde de yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Geçmişte yangın söndürmede, suyun dışında kullanılan kimyasallarla ilgili çalışmalar yapılmış ve birçok ticari ürün geliştirilmiştir. Bu kimyasal ürünler içerisinde A sınıfı (Katı madde yangınları) yangın söndürme köpükleri de önemli bir yere sahip olmuştur. Suyun yüzey geriliminin yüksek olmasından dolayı, su yakıtların yüzeylerinde kalamadığı için, yangın söndürme çalışmalarında, yangın üçgeninin; oksijen ve ısı kenarlarını kırarken, A sınıfı yangın söndürme köpüğü, suyun yüzey gerilimini azaltarak yakıtların yüzeylerini kaplayıp, yangın üçgeninin; üç kenarına da müdahale ederek kırmaktadır. Bilindiği üzere, orman yangınlarının söndürülmesinde; doğrudan müdahale ve dolaylı müdahale teknikleri kullanılmaktadır. Orman yangınlarıyla mücadelede, A sınıfı köpüğü daha etkin bir şekilde kullanabilmek için, köpüklerin; genleşme oranları, yoğunlukları, drene özellikleri, yüzey gerilimleri gibi özelliklerini bilmek gerekmektedir. Köpüklerin bu özelliklerini dikkate alarak, yangın söndürme çalışmalarında, söndürme stratejisi belirleyip, müdahale şekline göre uygun köpük tipini belirleyerek, yangınla mücadelede çok daha etkin bir şekilde savaşılabilir. Bu çalışmada yangın söndürme köpükleri hakkında ve bunların orman yangınlarında etkin bir şekilde kullanımı konusu üzerinde düşünmenin zamanı hala gelmedimi.? 

Orman yangınları, dünyayı ve ülkemizi tehdit eden en önemli unsurlardan biri haline gelmiştir. Dünyanın birçok ülkesinde çeşitli yangınları söndürmede, uzun süredir kullanılan suyun etkisini ve gerekliliğini ele alan araştırmacılar; bina, sanayi dalları ve askeri yangınlarda başarılı bir şekilde kullanılan kimyasal maddeleri orman yangınlarında da denemişler ve bu ürünlerden bazılarından olumlu sonuçlar almışlardır

Hiç yorum yok